Soğuk Başlangıç Yemeği Nedir?
Bir akşam, Kayseri’nin o soğuk, karlı sokaklarında yürürken, midemdeki boşluğu hissettim. O an aklıma gelen tek şey, annemin yaptığı soğuk başlangıç yemeğiydi. Bazen hayatın en basit anları bile, bir yemeğin ya da bir anın içinde derin anlamlar barındırabiliyor. Bu yazı da tam olarak böyle bir anın, soğuk başlangıç yemeğiyle birleşen bir hikâye olacak.
Bir Akşam Sofrası ve Yavaşça Çözülmeye Başlayan Buzlar
Geçen hafta, aileyle akşam yemeği için evdeydik. Kayseri’nin kışı, her zaman olduğu gibi keskin soğuk ve yoğun karla geldi. Hava o kadar soğuktu ki, odamın penceresinden dışarıyı izlerken sanki dünya sadece gri tonlardan ibaretmiş gibi hissediyordum. Annem mutfaktan seslendi; “Soğuk başlangıç yemeği hazır, gelin!”
O an, o kadar sıradan bir cümle gibi geldi ki. Ama sonra, bu basit cümlede kendimi bulmam uzun sürmedi. Ne zaman bu soğuk başlangıç yemeğini yesek, mutfakta yanan ocak, annemin gülümsemesi ve etrafımda sesler yankı yapar, sanki zaman durur gibi olurdu.
Evet, “soğuk başlangıç yemeği nedir?” diye soracak olursanız, aslında basit bir soğuk mezeyi anlatıyor. Ama benim için, o tabakta sadece domates, peynir, zeytin değil, aynı zamanda yılların birikimi, dostluklar, kaybolan zamanlar ve yeniden yeniden yaşanan anılar vardı. Annemin yaptığı bu yemeğin sadece bir yemek değil, bir başlangıç, bir hatırlatıcı olduğuna inanıyorum. Çünkü her bir lokma, geçmişin, şimdinin ve belki de geleceğin iç içe geçtiği anıların bir parçasıydı.
Evin İçindeki Sessizlik
Eve oturduk, herkes tabaklarını aldı, bir sessizlik vardı. Ama bu sessizlik, sadece bir sessizlik değildi. Annemin soğuk başlangıç yemeğini yerken, bir anda sessizliğin içindeki her şey bir anda anlam kazandı. Dışarıdaki soğuk rüzgâr, içerideki bu sıcacık sofraya adeta meydan okuyordu. Ama ben o an, yavaşça yediğim her lokmada, soğuk başlangıç yemeğinin, hayatımda eksik olan ama bir şekilde hep var olan o duygusal bağları bana geri verdiğini hissettim.
Öyle ya, her yemeğin bir anlamı vardır. Özellikle evde yapılan yemeklerin… Ve o soğuk başlangıç yemeği, bana annemle geçirdiğimiz zamanları hatırlatıyordu. Belki de çok basit bir yemekti, ama bana göre o anın değeri tarifsizdi. İçimde o kadar çok duygusal şeyler birikti ki, sadece yediğim yemekle değil, etrafımdaki insanlarla kurduğum bağlarla da mutlu oluyordum.
Hikayeyi başlatan o soğuk başlangıç yemeği, birdenbire hayatımdaki kırılgan ama güçlü bağları anlatan bir metafor haline gelmişti. Ne zaman soğuk başlangıç yemeği yesem, bir şekilde geçmişi hatırlıyorum. Kim bilir, belki de insan, geçmişiyle barışmak için bazen bir yemeğin içinde kaybolur.
Bir Anlık Hayal Kırıklığı ve Umut
Tabii ki, sofrada bazen hayal kırıklıkları da oluyor. Hayatın her anı gibi, bazen o soğuk başlangıç yemeği de beklediğim gibi çıkmıyor. Bir an, yediğim lokmaların tadı, sanki bir şey eksikmiş gibi geldi. Annem öyle özenle hazırlamıştı ki, bu yemek, sadece bir yemek değil, kaybolan bir zamanın, unutulmuş bir anın geri dönüşü gibi hissediliyordu. Ama o hayal kırıklığını kısa bir süre sonra bir umut sarhoşluğu takip etti. Belki de hayat, her zaman beklediğimiz gibi gitmez. Bazen her şey eksik kalabilir, ama yavaşça değişen bir şey vardır: O yavaş yavaş büyüyen bağlar.
Bir lokma daha aldım, soğuk başlangıç yemeğiyle, hayatın küçük ama önemli hatırlatmalarını bir arada yudumladım. Her şeyin eksik olduğu o anlarda bile umut vardı. Belki de yemek, sadece midemizi değil, ruhumuzu da doyuruyordu.
Soğuk Başlangıç Yemeği, Bir Duygu Yansıması
Sonra, son bir lokma aldım. Her şey birdenbire açıklığa kavuştu. Soğuk başlangıç yemeği, aslında sadece bir yemek değil, aynı zamanda duygusal bir başlangıçtı. Bunu bir yemek tarifine indirgemek mümkün değildi. Yemeğin içindeki her bir malzeme, yaşadığımız her anın, yaşadığımız her duygunun bir yansımasıydı. Ve ben, o yemekle yalnızca karnımı doyurmakla kalmıyor, aynı zamanda ruhumu da yeniden besliyordum.
Kayseri’nin karlı sokaklarında yürürken, annemin yaptığı o soğuk başlangıç yemeği bir kez daha aklıma geldi. O an, hayatımda en çok istediğim şeyin, yemek değil, sevdiklerimle birlikte geçirilen zaman olduğunu fark ettim. Çünkü bazen yemekler, kalpten kalbe giden yollardır. Ve her lokma, bazen bir hayal kırıklığından, bazen bir umuttan, bazen de her ikisinden de daha fazlasına dönüşür.